ADAŞ GİYİM

Adaş Giyim’in 2009’da başlayan CoreTEX serüvenini, geldiğimiz tarihe kadar geçen süreci ve gelinen noktayı sistem yöneticisi Sezgin Yılmaz ve firma ortağı ile değerlendirdik.

– Firma hakkında genel bilgi alabilir miyiz?
Genel Müdür: 

Adaş Giyim 1993 yılında Yeşildirek’te, ceket,  palto, kaban üretmek ve dahili piyasalarda satmak üzere kurulmuştur.  1999’da ihracata başlayan firma bugün bayan ve erkek üst giyim üzerine çalışmaktadır. Firma en büyük sıçramasını CoreTEX’in alınmasından sonraki dönem yaptı. 2009 yılında aylık 60.000, 70.000 üretim yapan firmamız 2010 yılında %300’den fazla büyümeyle aylık 200.000 adede ulaştı. Peacocs, Topshop, Zara Home, River Island, Stradivarius, Bershka, Primark gibi önemli markalarla çalışan firmamız, aylık 800.000 ihracat ve yaklaşık 20 Milyon € ciro ile sektörün hatırı sayılır firmaları arasındadır.

Tekstil firmaları neden üretim yazılımına ihtiyaç duyuyorlar?
Genel Müdür:

Tekstil, emek yoğun bir sektör. Herkesin masasında bir sürü evrak var. Bunca yıldır hiçbir zaman masamda evrak yığılması olmadı. Sorarsanız herkes çok çalışıyor. Ancak Türkiye’de verimli çalışılan ortalama süre günde  2 saati geçmez. Gerisi hep kargaşadır. Bu yüzden işlerin sistemli yürümesi çok önemlidir. Bizde hiç yinelenen giriş yok, stoklarımız birebir tutuyor. Hata olsa bile hatanın nerden kaynakladığını anında tespit edebiliyoruz. Sistemsiz stok kontrolü yapılabilmesi mümkün müdür? Firmalar kontrolü kaybetmemek, denetim mekanizmalarını doğru işletebilmek için yazılıma ihtiyaç duyarlar.

CoreTEX’den önce üretim takibini nasıl yapıyordunuz?
Sezgin Yılmaz: 

Excel üzerinde üretim takibi yapıyorduk. O dönemde iş yoğunluğu şimdiyle kıyaslanamayacak derecede azdı. Buna rağmen ciddi veri kayıpları, mükerrer girişler oluyordu.

Yazılım seçme sürecinde beklentileriniz nelerdi?
Sezgin Yılmaz: 

Ben Adaş Giyim’deki işime aksesuar depoda başladım. Sistemden önce firmanın ne halde olduğunu da ordan gözlemleyebildim. O dönem aksesuar stoklarıyla ilgili elimizde hiç veri yoktu. Neyin nerede olduğu belli değildi. Hangi ordera, hangi modele, hangi aksesuar gelecek bilmiyorduk.

Aksesuarların hangileri tahsisli, hangileri free bunların hepsi muammaydı. O dönem en büyük eksiğimiz stok kontrolüydü. Biz de esasında stoklarımızı kontrol edebileceğimiz bir program arıyorduk. Yazılım arama sürecinde birkaç firmayla da görüşüldü. Dediğim gibi beklentimiz çok yüksek değildi. Bir program kullanacaktık; ama bu kadar profesyonelce kullanabileceğimizi düşünmüyorduk. Stoklarımızı görelim, fasona gidip gelen mallara irsaliye kesilsin yeterliydi bizim için. Şimdi bütün üretimi sistemden takip ediyor, sistemden çıkılmayan hiçbir malı piyasada dolaştırmıyoruz.

Program ne kadar zamanda işler hale geldi?
Sezgin Yılmaz: 

Üç ay diyebilirim. Önce depoları kontrol altına aldık. Müşteri temsilcileri orderları CoreTEX üzerinden açmaya başladılar. Siparişleri verdik. Ancak ilk üç ay insanlar yaptıkları işi farklı şekillerde kontrol ediyorlardı. Üç ayın sonunda ise öncesinde kullandığımız ne varsa kenara koyup her işimizi CoreTEX’ten yapmaya başladık.

Programın uygulamaya koyulması sürecinde ne gibi sıkıntılar yaşadınız?
Sezgin Yılmaz: 

Başlarda çalışanların intibak etmeleri konusunda zorluklar yaşadık. Burada öncesinde de sadece Excel tablolarıyla üretim takibi yapıldığını düşünürsek sistem onlar için çok ciddi bir yenilikti. Ancak artık CoreTEX burada kemikleşti. Bizde asla “Ben sistemi kullanmam. Kaç yıldır buradayım. Buraya kök saldım.” diyen kimse olamaz. Denetim hep üst seviyededir.

Firmada 70 personel var, 70 kişi aynı tastan yemek yiyor. Sen de ne çıkarsa onu yiyeceksin. Bizde direnmek diye bir şey yok.

Sistemin verimli kullanılabilmesi için firma sahiplerine ne gibi görevler düşüyor?
Genel Müdür: 

Programı %100 oranında kullanmanın yolu da firmanın ağır toplarının programı kullanmasından geçiyor. Programı kullanmak konusunda sıkıntı çıkaranlar tabii ki oldu. Ama sonrasında benden öyle bunaldılar ki eğitim almak için hazır olda beklediler.

Zaten herkes programı doğru olarak kullandığında birçok sorun kendiliğinden ortadan kalkıyor. Bu tip işlerde hatalar hoş görüldükçe, esnek davranıldıkça işi kontrol etmek zorlaşır. Bir iki uyarıdan sonra o kişinin o iş için doğru insan olmadığını idrak edip kişiyi değiştirmek, doğru insanlara doğru pozisyonlarda görev vermek gerekiyor.

Siz firma sahibi olarak CoreTEX’ten nasıl faydalanıyorsunuz?
Genel Müdür: 

Firma sahibi olarak baktığım bir iki pencere var gerisi beni hiç ilgilendirmiyor. Bazı raporlamaları inceliyorum, gerekli onaylamaları yapıyorum ve bütçe/ gerçekleşen maliyet tablosundan kar – zarar durumlarımı inceliyorum. Diğer ayrıntılar o işleri yapanların kontrolünde. Zaten herkesin kendi işiyle ilgili kısımlarla ilgilenmesi doğrudur.

Satın almalarınızı nasıl takip ediyorsunuz?
Sezgin Yılmaz: 

Doğru satın alma yapmanın tek yolu sistemden sipariş vermekten geçiyor. Sipariş doğru verilmezse her şey birbirine girer. Biz de siparişlerimizi CoreTEX üzerinden veriyoruz. Sipariş verildikten sonra onaya düşüyor. Ondan sonra da değişiklik yapılmıyor zaten. Böylece sipariş verilen malın ne kadar fiyattan ve kaç adet geleceğini biliyor, depoya da ona göre kabul ediyoruz.

Herkes sistemi düzgün bir şekilde kullandığında işler adım adım ve doğru olarak yapılabiliyor. Müşteri temsilcisi orderı açmalı ki satın almalar yapılabilsin. Satın almalar yapılmalı ki mal depoya gelsin, depo girişi yapılsın. Bu durumda da her adımda işini yapamayan çalışan da bir önceki işi yapan elemanın denetmeni oluyor.

Genel Müdür: 

Satın almaları sistemden yapıyoruz. Siparişler rastgele verilmiyor, benim denetimimde yapılıyor. Ben de hem maliyet açısından hem de adetsel açıdan inceleyip onaylıyorum. Sonrasında müdahale edilemiyor.

Biz order bazlı çalışıyoruz. Ne kadar satın alma siparişi verilmişse sistemden satın alma formuyla ikisini karşılaştırılır. Fazlaysa iade ediyoruz.

Üretimde yapılan bir hatanın sorumlusunu bulabiliyor musunuz?
Sezgin Yılmaz: 

Arada aksamalar olsa da bizde hatayı yapan hiçbir zaman yaptığıyla kalmıyor. Sistem sayesinde mutlaka sorunun kaynağı bulunuyor. Zaten siparişler CoreTEX’den geçildiği için ekstra fatura ödenmesi, aynı siparişin birkaç kez verilmesi gibi sorunlarımız olmuyor.

Tekstil sektöründe çoğu üretim yazılımının başarısız olduğunu görüyoruz. Size göre bunun sebebi nedir?

Genel Müdür: 

Bence en büyük sebep insan kaynakları. Buna iki açıdan bakabiliriz. Her firmada dinazorlar vardır. Yani eski elemanların direnmesi bir sebeptir. Bu problemle karşılaşmamak için programın gelebilecek her türlü ihtiyaca karşılık verebilmesi gerekir. Ancak o zaman bahsettiğim dinazorları ikna edebiliriz.

Diğer nokta ise sürekli değişen elemanlar. Bir elemana bir işi öğretiyorsunuz. Bir süre sonra o eleman o noktayı sahipleniyor ve kendi kurallarını koymaya başlıyor. Kendisine verilen görevi farklılaştırıyor yani. Altı ay sonra da çıkıp gidiyor. İşte bu durumla karşılaşmamak için de eğitimi kolay bir program kullanılmalı. Yazılım firması eğitim taleplerine çok çabuk karşılık verebilmeli ve daha da önemlisi herkesin yapacağı iş net olmalı. Herkes işini kendi ekranından takip etmeli ve görev sınırlarını değiştirememeli. Diğer türlü her eleman değişikliğinde veri kaybedip sendelememek mümkün değildir.

Sezgin Yılmaz: 

Eğer program insanlara ek iş yükü oluşturuyorsa, çalışanlar sürekli denetlenmelidir. Denetlendiklerinde %80’lerle, %90’larla programı kullanan elemanların boş bıraktığınız anda programdan kaçtığını görebilirsiniz. Hatta bir iki ay içinde tamamen programı bırakıp eski usullere dönerler. Bu nedenle insanların sürekli denetlenmesine gerek kalmadan kendi istekleriyle programı kullanmalarını sağlamak gerekir. Piyasadaki çoğu üretim yazılımının bunu başaramadıklarını düşünüyorum.

Proje başında koyduğunuz hedeflere ulaştınız mı?
Sezgin Yılmaz: 

Şunu net olarak söyleyebilirim ki proje başındaki hedeflerimizle şimdikiler arasında dağlar kadar fark var. Firma büyüdükçe, program isteklerimizi karşıladıkça hep daha fazlasını bekler hale geldik. İnsanın doğası böyledir, başarının gereği de budur.

Genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Sezgin Yılmaz: 

Bugün fasona sözleşmesiz mal çıkmıyoruz, icabında ihtar çekebiliyoruz. Fasonlarda asla sözleşmesiz irsaliye kestirmiyoruz. İrsaliyesiz malımız dolaşmıyor. Dolaştırmaya kalkanı da buradan tespit edebiliyoruz. O kişi de kontrol edildiğini görünce ona göre davranıyor.

Mal beklediğimizden fazla geldi diyelim, olabilir. Biz bu malı kabul de edebiliriz ama bu yönetimin bilgisi dahilinde olur. 100 maldan 90’ında değil de 5’inde olur. Bunlar hep CoreTEX’in eserleridir.

CoreTEX’ten orderlerin hüviyetlerini görebiliyoruz, karımızı zararımızı takip edebiliyoruz. Bunu hele de güncel olarak yapıyorsan ve aylık raporlamalar da düzgün ise, geçen ay şu kadar kar, şu kadar zarar ettim diye sonuçları çıkarabiliyorsan başarılısın demektir.

Bugün aylık olsun, üç aylık olsun bir sene önceki orderım dahil faturalarımı yönetime sunabiliyorum. Şu mal, şu faturayla gelmiş diyebiliyorum. Bunlar hep sistemle oluyor.

Ben ayda 1.350.000 adedi CoreTEX sayesinde takip edebiliyorum. Üretimin her aşamasında bütçe kontrolü yapabiliyorum. Maliyetimi, karımı, zararımı görebiliyorum. Biz gelen siparişi bir gün içinde sevk edebilecek durumdayız. CoreTEX’i de o kapasitede kullanabiliyoruz.  2011’i 20 milyon € ciroyla kapattık. Hedefimiz 26 milyon € ciro. Her sene üzerine %30, %40 koyarak ilerlemeyi amaçlıyoruz. Program satın alındığında firmada 10 kullanıcı vardı, şimdi 40 kullanıcı var. Kullanıcı sayımız da, CoreTEX’e olan ihtiyacımız da her geçen yıl artacak.

Genel Müdür:

Biliyorsunuz firma sahipleri süreçle değil, sonuçla ilgilenir. Bugün benim de bu kadar olumlu olma sebebim programdan aldığım neticeler ve formlardır. Belli sonuçlar alındığında, belli raporlar rutin olarak masama gelmeye başladığında önümüzü daha iyi görmeye başladık.

Ben bir ay sonrası için ne kadar bütçem olması gerektiğini görebiliyorum. Önümüzdeki ay aksesuara ne kadar, kumaşa ne kadar, fasona ne kadar para ödeyebileceğimi, toplamda ne kadar bütçe ihtiyacım olduğunu biliyorum.

Programda çok değerli bilgiler var. Kumaş fire oranlarına kadar görebiliyoruz. En güzeli de herkes kendi penceresiyle uğraşıyor, herkes tek işten sorumlu. Kimse kimsenin işiyle ilgilenmiyor.

Bu konularda çok yol kat ettik. Guru da çok profesyonel boyutlara ulaştı. Yapılabilecek en üst düzey şeyler yapıldı.

Şu an bizim işleyiş adına bir sıkıntımız yok. Bundan sonra da taleplerimiz olursa bunları tartışırız. İşlerini, kayıplarını kontrol edemeyenler alçaktan tartışıyor demektir. Biz bundan sonra programı geliştirmek adına, ayrıntıları konuşuruz, yüksekten tartışırız.

İSTANBUL: Adnan Kahveci Bulvarı Kocasinan İş Merkezi No:202 Kat:7 Şirinevler / İstanbul

Tel: +90 212 652 93 93

info@guru.com.tr

EDİRNE: Trakya Üniversitesi Ayşekadın Yerleşkesi 22030 Merkez / Edirne

Tel: +90 284 214 41 44

info@guru.com.tr